Epilepsi, halk arasında “sara hastalığı” olarak bilinen ve beyindeki geçici elektriksel düzensizlikler sonucu ortaya çıkan nörolojik bir hastalıktır. Beyin hücrelerinde anormal elektriksel boşalımlar meydana geldiğinde epileptik nöbet oluşur. Bu nöbetler; bilinç kaybı, bayılma, kısa süreli dalma, boş bakma, kasılmalar, gözlerde kayma, diş sıkma, ağızda köpürme veya idrar kaçırma gibi belirtilerle kendini gösterebilir.
Dünya genelinde nüfusun yaklaşık %1’i epilepsi ile yaşamaktadır. Hastalık kadın-erkek ayrımı olmaksızın her yaş grubunda görülebilir. En sık çocukluk ve ileri yaş döneminde ortaya çıkar. Epilepsi hastalarının büyük çoğunluğunda, nöbetler dışında beyin fonksiyonları tamamen normaldir.
Bazı hastalarda ise doğum travması, kafa travması, beyin tümörü veya başka nörolojik hastalıklar epilepsiye eşlik edebilir. Hastaların yaklaşık %20-30’unda nöbetler tedaviye dirençli olabilir ve ek destek gerektirebilir.
Epilepsinin 100’den fazla türü bulunmaktadır ve nöbetler her zaman dramatik tablolar şeklinde olmayabilir. Bazen yalnızca birkaç saniyelik dalma, kısa süreli kas sıçramaları veya bilinçte anlık değişiklikler görülebilir. Daha ağır nöbetlerde ise bilinç kaybı, kasılmalar ve kontrol kaybı ortaya çıkabilir.
Uykusuzluk, stres, uzun süre aç kalma, alkol tüketimi ve bazı kişilerde parlak ışıklar nöbeti tetikleyebilir. Özellikle ışığa duyarlı epilepsisi olan bireylerde ekran ışıkları dikkatle kullanılmalıdır.
Tanı genellikle nöbetin klinik özelliklerine göre konulur. EEG (Elektroensefalografi) beyin elektriksel aktivitesini değerlendirmek için kullanılır. Nöbetin nedenini araştırmak amacıyla MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme) yapılabilir. Ancak EEG ve MRG sonuçlarının bazı epilepsi hastalarında normal olabileceği unutulmamalıdır. Gelişmiş dijital EEG sistemleri ve video EEG monitörizasyonu tanı ve takipte önemli kolaylık sağlamaktadır.
Epileptik nöbetler genellikle birkaç dakika içinde kendiliğinden sonlanır. Nöbet geçiren kişi:
Güvenli ve düz bir zemine yan yatırılmalı,
Başının darbe alması engellenmeli,
Solunum yolu açık tutulmaya çalışılmalı,
Ağız içindeki kusmuk veya köpük temizlenmelidir.
Kişiyi sıkıca tutmak, yüzüne su dökmek, kolonya koklatmak ya da zorla bir şey yedirmeye/içirmeye çalışmak son derece yanlıştır ve tehlikelidir. Nöbet 2-3 dakikadan uzun sürerse mutlaka 112 aranmalıdır.
Günümüzde epilepsi hastalarının %80-90’ında nöbetler uygun ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabilmektedir. Çoğu hastada tek ilaç yeterli olurken, bazı hastalarda birden fazla ilaç gerekebilir. Küçük bir hasta grubunda ise nöbetler dirençli olabilir. Bu durumda epilepsi cerrahisi, vagal sinir pili veya ketojenik diyet gibi alternatif tedavi yöntemleri değerlendirilebilir.
Nöbetler tamamen kontrol altına alınsa bile tedavi genellikle en az 2-4 yıl sürmelidir. İlaçlar kesinlikle aniden kesilmemeli, tedavi planı mutlaka doktor kontrolünde düzenlenmelidir.
Epilepsi hastaları toplumda ne yazık ki önyargılarla karşılaşabilmektedir. Araştırmalar, epilepsi hastalarında işsizlik oranının genel nüfusa göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Oysa yapılan çalışmalar, epilepsi hastalarının iş performansı, üretkenliği ve iş kazası oranları açısından sağlıklı bireylerden farklı olmadığını ortaya koymuştur.
Epilepsi bulaşıcı değildir. Çoğu zaman ilerleyici değildir ve üçüncü kişilere zarar vermez. Hastalar eğitim alabilir, meslek sahibi olabilir, sorumluluk üstlenebilir ve aktif bir sosyal yaşam sürebilirler.
Tarihte Büyük İskender’den Dostoyevski’ye, Van Gogh’tan Alfred Nobel’e kadar birçok önemli ismin epilepsi ile yaşadığı bilinmektedir. Bu durum, epilepsinin başarıya engel olmadığının en açık göstergesidir.
Yanlış bilgiler ve önyargılar, nöbetin kendisinden çok daha büyük sorunlara yol açabilmektedir. Oysa bilinçlendikçe korkular azalır, anlayış artar ve hayatlar kolaylaşır.
Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. Konuşalım, öğrenelim, doğru bilgiyi yayalım. Epilepsili bireyleri dışlamayalım, kazanalım. Korkuların değil, bilginin yol gösterdiği bir toplum olalım.
Unutmayalım: Birkaç dakikalık nöbet, bir ömürlük engel değildir.